‘Bizdeki annelik fazla romantik’

Bahar Eriş, eğitimci ve yazar. Bahçeşehir Üniversitesi’nde üstün yetenek eğitimiyle ilgili ders veriyor. Uzmanlık alanı çocuklarda zekâ ve yetenek gelişimi. Bu konuyla ilgili 2 yayınlanmış kitabı var. Kendisi geçen hafta şahane bir etkinliğe imza attı: Momtalks. Etkinlikte çok çeşitli çevrelerden uzmanlar ve anneler konuştu. “Amacı ne?” derseniz, Eriş “Çocuğa yatırım anneden başlar” diyor.

‘Kadının eğitimi önemli’

İkinci kitabınızın ismi “Anne Beynim Aç”, neden?

Türk annelerinin çocuklarının karınlarını doyurmak üzerine temel bir endişesi var. Ama çocukların onun ötesinde de bazı ihtiyaçları var. Çocuklar zihinsel olarak aç kalabiliyorlar. Toplumda entelektüel ihtiyaçlar bir öncelik değil. Böyle yetiştirilen çocuklar büyüdüklerinde ayakları üzerinde duramayan, kendi için düşünemeyen, kendi sorumluluğunu üstlenemeyen kişiliklere dönüşüyorlar. Beyin çok popüler bir organ değil zaten.

Beyin nasıl beslenir?

Anne ve çocuğun hayatın ilk birkaç yıllında çocukla kurduğu ilişki hayatın geri kalanını, beyin gelişimini etkiliyor. Herkes çocuğunu çok seviyor ve en iyisini yapmak istiyor ama bazı şeyler yanlış yapıldığı zaman sonuçları uzun vadede olumsuz olabiliyor. Momtalks fikrinin de altında bu yatıyor. Annelerin çocuklarıyla olan ilişkileri konusundaki eğitimleri bir de genel olarak eğitimleri çok önemli. Çünkü çocuk zamanının çoğunu anneyle birlikte geçiriyor.

Annenin eğitim ve bilinç seviyesi niye önemli?

Çocuğun ilk yıllarında temeli sağlam atmadığınız takdirde ilerde yapı çürük oluyor. Annelerin eğitim oranı da çocukların okul öncesi eğitimi oranı da çok düşük. Türkiye’de 20-24 yaş kadınların yaklaşık yarısı ne okuyor ne de çalışıyor. Kadınların lise terk oranı yüzde 60 yani 3 anne adayından 2’si lise terk. Bu kadınlar çocuk yetiştirecekler. Anne ancak kendinde olanı çocuğa aktarabilir. Bu durumda donanımsız annelerin çocuklarının hem sağlıklı, hem mutlu, hem başarılı olma olasılıkları düşüyor. Bunun bilinmesine rağmen eğitimde yapılan yatırımlar belli bir yaştan sonrasını kapsıyor ama asıl olay ana karnında başlıyor. Bu yüzden kadının eğitimi, annenin eğitimini ülke meselesi diye düşünmek lazım.

Anneler nasıl daha donanımlı hale gelir?

Bizde annelik kavramı çok romantik, idealize edilen bir şey ama altını doldurmak lazım. Cennet anaların ayakları altında tamam, her kadın 3 çocuk doğursun o da tamam, peki o kadın için bir şey yapıyor musun? O çocukları o kadın nasıl yetiştirecek. Benim ilk aklıma gelen kadınların ilk durakları olan aile hekimleri. Sağlık çok temel bir şey olduğu için bütün anneler mutlaka doktorlarıyla iletişim halinde olmalı. Aile hekimini eğiterek başlanabilir. Folik asidin çocuğun zekâsını artırdığı, zihinsel olarak desteklediği kanıtlanmış bir şey. Bu ücretsiz olarak sağlanabilir kadınlara. İnanın ülke geleceğine çok büyük bir yatırım bu.

Etkinliğin gelirini Ümmiye Koçak’a bağışlayacaksınız. Neden?

Ümmiye Hanım, Arslanköy Kadınlar Tiyatro Topluluğu’nu kurdu. New York’ta ödül aldılar. Yani köyden çıkıp uluslararası başarıyı yakaladı. Tiyatrosu biraz sallantıdaydı ve onu davet ettiğimde “Benim tiyatromun kapanmaması lazım yavrum” dedi. Ben de “Tamam” dedim, okulla konuştum. Yani tiyatro için, tiyatronun ayakta kalması için. Sanat var işin içinde, kadın var, kendini eğitmiş bir kadın var, azim var. Ümmiye Koçak resmen bütün köyü eğitmiş.

Yoktan var etmek dedikleri şey…

Bence bizim ülkemizde insanlar azim aşamasına gelince salıyorlar. Herkes evrene mesaj gönderiyor ama orada kalıyor. Gökyüzü mesajlarla dolu ama iş bir şey yapmaya gelince kimse elini taşın altına koymuyor. Ümmiye Koçak “Hayal kurmakla hayalperestlik aynı şey değildir” diyor.

‘Kadınlar birlik olursak Mars’a bile çıkarız’

ÜMMİYE Koçak bugün bahsedeceğim 2. ilham veren kadın… Kendisi gerçekten bir derya; yazar, oyuncu, yönetmen, çiftçi ve anne… Momtalks’a katılmak için İstanbul’daydı.

“İnsan isterse her şey olur” diyen Koçak, ilkokuldan sonra okula gönderilmemiş. Okumayı çok istese de babası izin vermemiş. İlkokuldayken bir gün öğretmeni “Ümmiye kızım, kitabımı evde unutmuşum. Kap getir” diyor. Gidiyor, o kitabı okula getirirken kapak resmini annesine benzetiyor ve içine bakıyor, çok hoşuna gidiyor.

‘Hayal kurmanın beleş olduğunu öğrendim’

Hayaller kurmaya başlıyor kitapla. “Bunu eve götürebilir miyim?” diye soruyor. Öğretmeni “O kitap sana ağır gelir, götüremezsin” diyor. Koçak kitabı eliyle tartıp “Ağır değil, götürebilirim” diye cevap veriyor ve bir gecede kitabı bitiriyor. Kendisi bu hikâyeyi anlatırken sonunda şahane bir çıkarıma vardığının altını çiziyor: “Hayal kurmanın beleş olduğunu öğrendim bu kitap sayesinde.” Kitap Maksim Gorki’nin yazdığı ‘Ana’ romanıymış. Sonrasında hep okuyor, kendini geliştiriyor. İlkokuldan sonra okula devam etmemesine rağmen, kendi eğitiminin sorumluluğunu alıyor. Evlenip gelin gittiği köyü anlatıyor sonra. “Çok iyi bir gözlemci ve dinleyiciydim, herkes derdini bana anlatırdı ama utanırlardı başkası yaşamış gibi anlatırlardı” diyor. “Bana bu anlatılanları hikâye olarak yazıp oynatsam, herkes de bu temsillerden dersini alsa” diyor ve bu fikrin peşinden köyde bir tiyatro topluluğu kurmak üzere kadınları, kocalarını ikna etmeye çalışıyor. 2001 yılında kurulan Arslanköy Kadınlar Tiyatro Topluluğu kendi hikâyelerinden oluşan ‘Kadının Feryadı’ adlı oyunu sahneye taşıyor. Koçak, ‘Hasret Çiçekleri’ adlı oyunuyla 2006’da Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali’nde sahne alıyor.

10 bin kez sahneye çıktı

İleriki yıllarda tarlalarda çalışarak kazandığı paraları biriktirerek kadına karşı şiddet sorununu anlatan ‘Yün Bebek’ filmini yazıp yönetiyor. 49. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde galası yapılan filmi, Koçak’a, New York Avrasya Film Festivali’nde ‘Sinemada en iyi Avrasyalı Kadın Sanatçı’ ödülünü kazandırdı. Koçak, Arslanköy Kadınlar Tiyatro Topluluğu ile yaklaşık 10 bin kez sahneye çıktı. “Kadınlar birlik olursak Mars’a bile çıkarız” diyen Koçak’ın hikâyesi ertelediğimiz hayaller ve bulduğumuz bahanelerin ne kadar geçersiz olduğunun yaşayan kanıtı…

Kaynak: https://www.haberturk.com/yazarlar/damla-celiktaban-2250/1493082-bizdeki-annelik-fazla-romantik